Hayallerim

25/8/2009

AŞK’tan Ziyade



Ağlamak AŞK için ağlar örmektir,
DİKEN’ler İÇ’inde GÜL’ü görmektir.
AŞIK-lık CÂNÂN’a CAN-ın vermektir,
VAR-lığa neden ne AŞK’tan ziyade.

DÜŞ’teki İNSAN’a DÜŞ değil HAYY-at,
Hep BAHAR ya da hep KIŞ değil hayat.
AŞK’ın gözü kördür, diyene inat,
Gördüğüm var mıdır AŞK’tan ziyade.

GECE’nin İÇ’inde SABAH’lar saklı,
AŞK’ı anlayamaz insanın aklı,
YÂR’e GÖNÜL veren, ÖZ’ünde HAK-lı,
HAK nerde bulunur, AŞK’tan ziyade.

Leyla mı düşürdü Mecnun’u çöle,
MEVLA’nın YOL’unda sefâdır çile,
Mirac’ta Muhammed (sav), Cebrail ile,
ÇİZGİ’yi geçen kim, AŞK’tan ziyade.

Halim KÖK
05.08.2008


HAYY ile hayatta, HAYR-ET’ te insan,
Ya HAYR’a ya ŞERR’e gayrette insan,
SÛR’a dek SIRR’ına SÛRET’ te insan,
SÎRET’in bilemez AŞK’tan ziyade.

06.08.2008 - 17:05

 

Doğumdan ölüme AŞK hikâyesi,
“ÖLMEDEN ÖLMEK” tir AŞK’ın gayesi.
NEYZEN’siz duyulur mu NEY’in sesi,
NEYZEN’in kim olur, AŞK’tan ziyade.

06.08.2008 - 17:50

 

 

KAL; SÖZ’dür, KALEM’den tüm KELİME’ler,
KUL; “DE” KELÂM’ı… O, DİL-inle DİL-er.
KALB’indeki SÖZ’ler KİM’den geldiler,
KELÂMULLAH ne ki AŞK’tan ziyade…

 

İKİ GÖNÜL BİR-se, samanlık SEYR-AN,
GÖNÜL-ler BİR-likte, KİM KİM’e HAYR-AN,
DİRİ-den DİRİ-ye akmakta CERY-AN,
CAN nedir DİRİ’de AŞK’tan ziyade.

 

YAR-amaz YAR-ama YÂR’dan başkası,
AŞIK’a LÛTUF’tur ellere YAS’ı,
AŞIK KİM, MAŞUK KİM VUSLAT sonrası,
EL-AN ne OL-AN ne AŞK’tan ziyade.

 

YÂR AN-ar yüreğin yangını YÂR’dan,
YÂR ile KIŞ YEĞ’dir, YÂR’sız BAHAR’dan,
YÂR-in bilmeyene NUR farksız NAR’dan,
NAR’ı NUR eden ne AŞK’tan ziyade.

 



ÇAMUR'dan BİR zerre İNSAN HAKK'a KUL,
HAKK'ın MURADI ne, O'nu ara bul,
HAKK'tan HAKK'la, HAKK'tır, HAKK'a giden YOL,
Kendinden KENDİNE, AŞK'tan ziyade.

 



Her yanı sarınca, kor alevleri,
AŞK'ına KÂBE'dir, GÖNÜL EVLERİ,
KOR'a karşı koymak, KÜL'ün hüneri,
KUL'u KÜL eden ne AŞK'tan ziyade.

 

Hayat kışkırtıcı bir kış öyküsü,
GÖRÜNMEZ’in görün-TÜLÜ ÖRTÜ’sü,
HAYÂL VAR mı VAR olsun görüntüsü,
O VAR ÖZ’de GÖZ’de AŞK’tan ziyade.

 



Ne dünde gizlidir ne de yarında,
YÂR GÖNÜL-lerin en bahti-YÂR-ında,
YETİM YÜREĞİ’nde, ÖKSÜZ BAĞRI’ında,
CAN’da CENNET mi VAR, AŞK’tan ziyade

25/8/2009

BİRSEN Kardeşime...

Yazan: Birsen | Tarih: 24/8/2009
Konu: ????
çok sevdim her gün Allah dedim beni ona yaratti, onu bana yaratti dedim gun geldi ailemizi tanistirdik söz kesildi ama aradan gün gectikten sonra babam sözünden vazgecti bumuydu benim cekecegim aci birden bire onca hasretlik yetmedimide simdi babam girdi araya, babam tam bir seytan hangi bir ata evlatina kiymak ister ama benim atam istermis megersem tek bende degil diger kardeslerimdede, istemedi benim alli duvakli evden cikmami istemedi, gelinligi bana yakistirmadi, sevdigimden ayirmak istedi, vazgec dedi o kadarmi kolay Allahimi seviyorum kattiyen gecmem Allah birdir, yer yuzunden Allahtan sonra tutunabilecegim tek dal sevdigim bana ondan vazgec dyo babam ondan vazgecmek Allahtan vazgecmek cunku cok buyuk bir sinavdan gectigmizi biliyorum ama bunu bana demesi cok dokandi dostlar allah bu aciyi kimsenin basina vermesin, nefsime yenik dusurmek istiyo babam sevenleri kavusturuyum derken ayirmak istiyo bumu atacilik ey dost? su hayir mubarek gun bile o kadar cok kotu davraniyoki oru tutuyorum oruc tutmakla bir sey olmaz namazin varmi diyo aslen kendine hic yok ben çalisiyorum gavurlarin is yerlerinde ama babam yatiyo bunu bana diyen orucken, oruc namaz ibadet etmeyen babam, dedimya nefsime yenik dusuruyo, ve kaybetmek uzereyim bana sevdigim guc versede, bi dalim kiriliyo ata bee ata bunu bana yapan ataa :((( seytana gandiriyo beni al jileti ks damarin diyo aklim cok karisik kacmak geliyo aklima ama herkezin agzina sakiz olmaktan korkuyom :( akil verin ey imanimiza inan dostlarim, hayirli iftarlar

 

 

Değerli Birsen kardeşim…

 

Akıl vermek bize düşmez… Biz ancak hak ve hayır olduğuna inandığımız şeyi söyleriz.

 

Allah CC. Asr Suresinde buyurur ki;

 

Asr’a yemin olsun ki insan hüsrandadır… Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerse başka…

 

Bunu şu sözleriniz için dedim;

 

:((( seytana gandiriyo beni al jileti ks damarin diyo aklim cok karisik kacmak geliyo aklima ama herkezin agzina sakiz olmaktan korkuyom…

 

Herkesin ağzına sakız olmaktan korkuyorsun da Allah’ tan korkmuyor musun güzel kardeşim…Allah’ a gerçekten inanan bir insan böyle şeyler düşünür mü…

Ha bir insanın canına kıymışsın ha kendi canına… Allah katında bir farkı var mıdır…

 

Sevgili kardeşim yaşadığınız şeyleri yaşayan milyonlarca insan var.

Anlıyorum sıkıntınızı üzüntünüzü… Ancak biraz sakin kafayla düşünün.

Biraz sabredin… Biraz bakın… Allah kimlere dert veriyor…

 

Allah’ ın en çok dert ve çile yüklediği kulları resulleri ve nebileridir…

Elbette hiç birimiz bu mertebede görmüyoruz kendimizi… Ancak onların yaşadıkları bizler için birer misaldir… örnektir…

 

Öyleyse bu dünya zevk ve sefa için kurulmuş değildir… Dert ve çile çekenlerse Allah’ ın sevmediği şansız kulları değil… Bilakis iman ile sabrettikleri takdirde en büyük mükafatlarına mazhar olan kullarıdır…

 

İnşirah Suresinde Allah CC. Bunu müjdeler zaten kuluna…

 

Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır… buyurur…

 

Öyleyse sizin başınıza gelen bu zorluğun ardında mutlaka sizin için bir hayır vardır…

Eğer Allah’ a inanıyorsanız buna inanın ve sabredin…

 

O Allah ki kendisine güvenenleri asla perişan etmez…

 

Sanıyorum ki yaşınız genç… Allah hayırlı ve uzun ömürler versin… Eminim ki ileride bu günleri düşünürken Allah’ ın kadir ve kıymetini bugünkünden daha iyi anlayacaksınız… Bunun için dua ediyorum… Siz Allah’ ın sevgiyle ve özenle yarattığı eşi olmayan bir varlıksınız… Allah’ ın bu yaratmasına hürmet gösterin ve O’ na güvenin…. O sizi, kendinizi yok edin diye yaratmadı… Hiç birimizi bunun için yaratmadı…

 

Allah’ ı bilelim… O’ nu sevelim diye yarattı… Bunun için de bazen bizleri dünyadan soğutur ki gönlümüzü O’ na dönelim diye… Çünkü dünyada her istediğine kavuşan insan bununla oyalanır. Oysa önce Allah’ ı sevmek lazım… dünyada sevdiklerimizi ise O’ nun bize lütfu olarak bilmek ve öyle sevmek lazım…

 

Güzel kardeşim… Babanıza da kızmayın… O da ilahi takdir gereği kendi rolünü oynamakta…

 

Çünkü Allah’ ın izni olmadan zerre dahi hareket edemez…

 

Bilmiyorum tekrar gelir de bunları okur musunuz… Okursanız bir faydası olur mu…

Orası Allah’ ın takdirine kalmış elbette… Ama biz sizi kendi kızımız kardeşimiz gibi bildik ve ona ne dersek bu durumda size de onu dedik…

 

Allah bizleri hakk ve hayra yöneltsin her daim…. Nefsimizin ve şeytanın… şerrinden muhafaza eylesin inşallah…

 

Sevgiyle

 

Allaha emanetsiniz…

 

 

27/5/2008

AŞK

 

"Birisi geldi; bir dostun, bir sevgilinin kapısını çaldı;
Sevgilisi; Kimsin a güvenilir er? Dedi.
Adam; Benim… Deyince;
- Git… Dedi
- Şimdi çağı değil
- Böylesine sofrada ham kişinin yeri yok.

Ham kişiyi ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir, ikiyüzlülükten ne kurtarabilir?
O yoksul gitti; tam bir yıl yollara düştü… Sevgilinin ayrılığıyla kıvılcımlar saçarak cayır cayır yandı.
O yanmış-yakılmış kişi pişti, olgunlaştı… Geri geldi, gene sevgilinin evinin çevresine düştü.
Yüzlerce korkuyla, yüzlerce defa edebi gözeterek kapının halkasını çaldı; ağzından edebe aykırı bir söz çıkacak diye de korkup duruyordu. Sevgilisi;
—kapıdaki kim? … Diye bağırdı. Adam;
—A gönüller alan… Dedi,
—Kapıdaki “sensin”. Sevgilisi;
—Mademki “BEN”sin, gel içeriye gir… Dedi.
—Ev dar, iki kişi sığmıyor."
(Mesnevi, c.1, sh.3068-3075)

4/4/2008

...UĞRADI GÖNLÜM

 

Nice hayâllerim vardı,

Mevsim daima bahardı,

Yapraklar gibi sarardı,

Hazana uğradı gönlüm.

 

Kırdı hayat rüzgârları,

Ne çiçek var ne de arı,

Sever oldum sonbaharı,

Üzene uğradı gönlüm.

 

Kapalı hep kapıları,

Kim adına tapuları,

İpekli şalı, fuları,

Düzen’ e uğradı gönlüm.

 

Çiğ süt emmiş insanoğlu,

Ha Batılı, ha Doğulu,

Sürmeli gözler buğulu,

Süzene uğradı gönlüm.

 

AŞK ise gönlün fıtratı,

Gözyaşı dolu fetreti,

Atıp kinini, nefreti,

Sızana uğradı gönlüm.

 

Sürer AŞK’ın sürüleri,

Ölüleri, dirileri,

BİR’den olmuş birileri,

Ozan’a uğradı gönlüm.

 

İkilerimiz BİR oldu,

ÖZ’ümüz  BİZ’e SIR oldu,

DENİZ’lerimiz DURU-ldu

YÜZEN’ e uğradı gönlüm.

 

Nerde Resul’ün zamanı,

Ömre değer her bir anı,

YOL’una kurbandır CAN’ı,

YAZAN’a uğradı gönlüm.

 

 

Halim KÖK

04.04.2008

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

            

16/1/2008

YAR

Yar…

Yüreğimde neler var,

Umutlar…sızılar,

Anlatamam kimseye,

Senden başka kim anlar?

 

Nasıl gizledin kendini?

Nerede bulmalı seni?

Çaresizim, şaşkınım.

Hiç bitmiyor sorular.

 

İremsultan

 

 

 

6/1/2008

Söyle Sevda İçinde Türkümüzü

Söyle sevda içinde türkümüzü, 

Aç bembeyaz bir yelken.

Neden herkes güzel olmaz,

Yaşamak bu kadar güzelken?

 

İnsan, dallarla, budaklarla bir.

Aynı maviliklerden geçmiştir.

İnsan nasıl ölebilir,

Yaşamak bu kadar güzelken?

 

 

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

12/12/2007

Öyle Bir Yerdeyim ki

.....

Dostum dostum,
Güzel dostum;
Bu ne beter çizgidir bu,
Bu ne çıldırtan denge.
Yaprak döker bir yanımız,
Bir yanımız bahar bahçe.

....

A.Arif

 

 

9/11/2007

SUAL

Musa dedi ki:

— Ey soru ve hesap gününün sahibi olan Allah’ım; yapıp dizdin, neden yine bozar, yıkarsın? Cana canlar katan erler ve dişiler yaratırsın... Sonra bunları yıkar mahvedersin; neden?

Hakk Teala dedi ki:

— Bu suali inkâr yüzünden yahut gafletle ve nefsine uyarak sormuyorsun, biliyorum. Yoksa hoş görmez, gazap eder, bu soru yüzünden seni incitirdim... Fakat bizim işlerimizdeki hikmetleri, varlık sırlarını araştırıyorsun, bunları bilip sonra da halka bildirmek ve her ham kişiyi bu suretle olgunlaştırmak istiyorsun... Sen bildiğin halde, halka da bildirmek için sormaktasın. Çünkü bu sual yarı bilgidir. Hiç bilmeyen, bu bilgiden dışarıda kalan; bu soruyu soramaz. Sual de bilgiden doğar, cevap ta... Nitekim diken de toprakla sudan biter, gül de! Hem sapıklık bilgiden olur, hem doğru yolu buluş! Nitekim acı da rutubetten hasıl olur, tatlı da!

Hakk kelimi de; acemilere bu sırrı bildirmek, onları faydalandırmak için kendini acemi yerine koydu. Biz de kendimizi ondan daha acemi yapalım da, bilmez gibi, cevabını dinleyelim!

Hak Teala buyurdu ki:

— Ey akıl sahibi Musa! Mademki sordun, gel de cevabını duy! Ey Musa; yere bir tohum ek de, bunun sırrını anla, insafa gel!

Musa; tuhum ekti, ekin bitti, kemale gelip başaklandı, güzelce ve düzgünce yetişti. Orağı alıp biçmeye başladı. Gaybdan kulağına bir ses geldi:

— Neden ekiyor, büyütüyorsun da kemale gelince kesiyor, biçiyorsun?

Musa dedi ki:

— Yarabbi! Burada tane de var, saman da! Onun için kesiyorum. Çünkü tanenin saman ambarına konması layık değil, saman da buğday ambarına konursa yazık olur! Bu ikisini karıştırmak hikmete uygun olmaz, mutlaka eleyip ayırt etmek gerekir.

— Bu bilgiyi sen kimden aldın da bir harman meydana getiriyorsun?

— Allah’ım, bana bu temyizi (ayırma-fark etme) sen verdin, dedi Musa.

— Öyle ise; nasıl olur da bende temyiz olmaz? Halk arasında temiz ruhlar da vardır, topraklara bulanmış kara ruhlar da! Bu sedeflerin hepsi bir değil! Birisinde inci var, öbüründe boncuk! Buğdayları samanlardan ayırmak nasıl lüzumlu ise, bu iyiyi de kötüden ayırmak vaciptir! Bu âlem halkı; hikmet hazineleri gizli kalmasın, meydana çıksın diye yaratılmıştır. Ben bir hazineydim, hem de gizli, bunu duy da cevherini kaybetme, meydana çıkar!

 

Mesnevi Hikayeler

23/10/2007

İyiliğin Kudreti

Adamın biri, çölde giderken, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe rastladı. Az ilerdeki kuyuya götürdü onu.

   

Başında ki, külahı çıkardı, sarığını çözdü, kuyuya kova gibi sallandırarak su çekti. Köpek suyu içince canlandı, gözleri açıldı, adama sevgiyle baktı. Allah’ın elçisi bunu duyunca:

 “Allah onun günahlarını bağışlamıştır” buyurdu.

 

    Arkadaş,

    Eğer zalim isen sonunu düşünerek bundan vazgeç. İnsanlara karşı vefalı ol. İyilik üzere bulun.

 

    Bir köpeğe yapılan iyiliği karşılıksız bırakmayan Allah, insanlara yaptığın iyiliklere karşılık vermez mi?

 

    İyilik güce göredir. Allah herkese bu kuvveti vermiştir. Zenginin servetinden altınlar saçması, yoksulun ekmeğinden bir parça vermesine benzemez.

 

    Yükünü gücüne göre taşırsın. Çekirgenin ayağı karıncaya ağır gelir.

 

Mesnevi Hikayeler

 

5/10/2007

SON AKŞAM YEMEĞİ

Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde, büyük bir güçlük çıktı karşısına... “İyi” yi İsa’nın bedeninde, “kötü” yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı.

Resme başlamak için, model olarak kullanabileceği iki kişiye ihtiyacı vardı.

Yaratacağı esere öylesine kilitlenmişti ki, gördüğü her insanı en ince detayına kadar inceliyordu.

Bir gün bir konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet ederek sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan tam üç yıl geçti. “Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci, henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için onu sıkıştırmaya başladı. Günlerce süren zorlu arayıştan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek vakti kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, benciliği resme geçiriyordu. Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: “Ben bu resmi daha önce gördüm.” Ne zaman” diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. “Üç yıl önce. Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.”

“İyi ve kötünün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.”

 

 

« Önceki ::