Hayallerim

4/4/2008

...UĞRADI GÖNLÜM

 

Nice hayâllerim vardı,

Mevsim daima bahardı,

Yapraklar gibi sarardı,

Hazana uğradı gönlüm.

 

Kırdı hayat rüzgârları,

Ne çiçek var ne de arı,

Sever oldum sonbaharı,

Üzene uğradı gönlüm.

 

Kapalı hep kapıları,

Kim adına tapuları,

İpekli şalı, fuları,

Düzen’ e uğradı gönlüm.

 

Çiğ süt emmiş insanoğlu,

Ha Batılı, ha Doğulu,

Sürmeli gözler buğulu,

Süzene uğradı gönlüm.

 

AŞK ise gönlün fıtratı,

Gözyaşı dolu fetreti,

Atıp kinini, nefreti,

Sızana uğradı gönlüm.

 

Sürer AŞK’ın sürüleri,

Ölüleri, dirileri,

BİR’den olmuş birileri,

Ozan’a uğradı gönlüm.

 

İkilerimiz BİR oldu,

ÖZ’ümüz  BİZ’e SIR oldu,

DENİZ’lerimiz DURU-ldu

YÜZEN’ e uğradı gönlüm.

 

Nerde Resul’ün zamanı,

Ömre değer her bir anı,

YOL’una kurbandır CAN’ı,

YAZAN’a uğradı gönlüm.

 

 

Halim KÖK

04.04.2008

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

            

16/1/2008

YAR

Yar…

Yüreğimde neler var,

Umutlar…sızılar,

Anlatamam kimseye,

Senden başka kim anlar?

 

Nasıl gizledin kendini?

Nerede bulmalı seni?

Çaresizim, şaşkınım.

Hiç bitmiyor sorular.

 

İremsultan

 

 

 

6/1/2008

Söyle Sevda İçinde Türkümüzü

Söyle sevda içinde türkümüzü, 

Aç bembeyaz bir yelken.

Neden herkes güzel olmaz,

Yaşamak bu kadar güzelken?

 

İnsan, dallarla, budaklarla bir.

Aynı maviliklerden geçmiştir.

İnsan nasıl ölebilir,

Yaşamak bu kadar güzelken?

 

 

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

12/12/2007

Öyle Bir Yerdeyim ki

.....

Dostum dostum,
Güzel dostum;
Bu ne beter çizgidir bu,
Bu ne çıldırtan denge.
Yaprak döker bir yanımız,
Bir yanımız bahar bahçe.

....

A.Arif

 

 

9/11/2007

SUAL

Musa dedi ki:

— Ey soru ve hesap gününün sahibi olan Allah’ım; yapıp dizdin, neden yine bozar, yıkarsın? Cana canlar katan erler ve dişiler yaratırsın... Sonra bunları yıkar mahvedersin; neden?

Hakk Teala dedi ki:

— Bu suali inkâr yüzünden yahut gafletle ve nefsine uyarak sormuyorsun, biliyorum. Yoksa hoş görmez, gazap eder, bu soru yüzünden seni incitirdim... Fakat bizim işlerimizdeki hikmetleri, varlık sırlarını araştırıyorsun, bunları bilip sonra da halka bildirmek ve her ham kişiyi bu suretle olgunlaştırmak istiyorsun... Sen bildiğin halde, halka da bildirmek için sormaktasın. Çünkü bu sual yarı bilgidir. Hiç bilmeyen, bu bilgiden dışarıda kalan; bu soruyu soramaz. Sual de bilgiden doğar, cevap ta... Nitekim diken de toprakla sudan biter, gül de! Hem sapıklık bilgiden olur, hem doğru yolu buluş! Nitekim acı da rutubetten hasıl olur, tatlı da!

Hakk kelimi de; acemilere bu sırrı bildirmek, onları faydalandırmak için kendini acemi yerine koydu. Biz de kendimizi ondan daha acemi yapalım da, bilmez gibi, cevabını dinleyelim!

Hak Teala buyurdu ki:

— Ey akıl sahibi Musa! Mademki sordun, gel de cevabını duy! Ey Musa; yere bir tohum ek de, bunun sırrını anla, insafa gel!

Musa; tuhum ekti, ekin bitti, kemale gelip başaklandı, güzelce ve düzgünce yetişti. Orağı alıp biçmeye başladı. Gaybdan kulağına bir ses geldi:

— Neden ekiyor, büyütüyorsun da kemale gelince kesiyor, biçiyorsun?

Musa dedi ki:

— Yarabbi! Burada tane de var, saman da! Onun için kesiyorum. Çünkü tanenin saman ambarına konması layık değil, saman da buğday ambarına konursa yazık olur! Bu ikisini karıştırmak hikmete uygun olmaz, mutlaka eleyip ayırt etmek gerekir.

— Bu bilgiyi sen kimden aldın da bir harman meydana getiriyorsun?

— Allah’ım, bana bu temyizi (ayırma-fark etme) sen verdin, dedi Musa.

— Öyle ise; nasıl olur da bende temyiz olmaz? Halk arasında temiz ruhlar da vardır, topraklara bulanmış kara ruhlar da! Bu sedeflerin hepsi bir değil! Birisinde inci var, öbüründe boncuk! Buğdayları samanlardan ayırmak nasıl lüzumlu ise, bu iyiyi de kötüden ayırmak vaciptir! Bu âlem halkı; hikmet hazineleri gizli kalmasın, meydana çıksın diye yaratılmıştır. Ben bir hazineydim, hem de gizli, bunu duy da cevherini kaybetme, meydana çıkar!

 

Mesnevi Hikayeler

23/10/2007

İyiliğin Kudreti

Adamın biri, çölde giderken, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe rastladı. Az ilerdeki kuyuya götürdü onu.

   

Başında ki, külahı çıkardı, sarığını çözdü, kuyuya kova gibi sallandırarak su çekti. Köpek suyu içince canlandı, gözleri açıldı, adama sevgiyle baktı. Allah’ın elçisi bunu duyunca:

 “Allah onun günahlarını bağışlamıştır” buyurdu.

 

    Arkadaş,

    Eğer zalim isen sonunu düşünerek bundan vazgeç. İnsanlara karşı vefalı ol. İyilik üzere bulun.

 

    Bir köpeğe yapılan iyiliği karşılıksız bırakmayan Allah, insanlara yaptığın iyiliklere karşılık vermez mi?

 

    İyilik güce göredir. Allah herkese bu kuvveti vermiştir. Zenginin servetinden altınlar saçması, yoksulun ekmeğinden bir parça vermesine benzemez.

 

    Yükünü gücüne göre taşırsın. Çekirgenin ayağı karıncaya ağır gelir.

 

Mesnevi Hikayeler

 

5/10/2007

SON AKŞAM YEMEĞİ

Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde, büyük bir güçlük çıktı karşısına... “İyi” yi İsa’nın bedeninde, “kötü” yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı.

Resme başlamak için, model olarak kullanabileceği iki kişiye ihtiyacı vardı.

Yaratacağı esere öylesine kilitlenmişti ki, gördüğü her insanı en ince detayına kadar inceliyordu.

Bir gün bir konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet ederek sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan tam üç yıl geçti. “Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci, henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için onu sıkıştırmaya başladı. Günlerce süren zorlu arayıştan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek vakti kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, benciliği resme geçiriyordu. Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: “Ben bu resmi daha önce gördüm.” Ne zaman” diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. “Üç yıl önce. Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.”

“İyi ve kötünün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır.”

 

 

8/9/2007

KAL

Vazgeçilmezimsin,

Gözlerim müptelan,

Kal… sızım dinsin,

Safadır gönlüme her belan

 

Mezarım olur geceler,

Baharı unuturum.

Kal…

Her yanım uçurum.

 

iremsultan

08 Eylül 2007

 

3/9/2007

Bilmiyorum nerdeyim ne haldeyim ben kimim

    

Bilmiyorum nerdeyim ne haldeyim ben kimim?
Ayrılırken kimliğim adresim sende kalmış
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış

Akların kaybolduğu rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim sende kalmış

Nerede o çocuksu o şımarık hallerim
Saçlarına hasreti tanımayan ellerim
Rengarenk rüyalarım toz pembe hayallerim
Tekmil neşem sevincim hevesim sende kalmış

Ayıplama kınama kahveye gidiyorsam
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam
Sende kalmış demektir ladesim sende kalmış

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzumda yok
Zaten senden ziyade sohbetim sözüm de yok
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış

Allahım düşmanımı düşürmesin bu zafa
Sanki her noksanımı mecburum itirafa
Hangi şarkıya girsem notalar do re mi fa
Sol! diyorum sana sol! sesim sende kalmış

Sende kalmış umudum saadet çağım sende
Sende kalmış huzurum tüten ocağım sende
Sende hayat kaynağım duygu membağım sende
Can diyorum sana,can-kafesim sende kalmış

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek
Kelime-i şahadet getirmem için gerek
Son diyorum sana son nefesim sende kalmış...

 

Cemal SAFİ

 

23/8/2007

SANIRSIN

 

ALINTI: HALİM KÖK

 

Boşlukta salınır Dünya,

Boşa sallanır sanırsın.

Dost’a haber yolla desem,

Zarfı pullanır sanırsın.

 

Söyle insanın sırrı ne?

İnemezsin ki derine.

Putlar koyup ta yerine

İlah diye kullanırsın.

 

Düşmemişse gönlün aşka,

E hiç doğmasaydın keşke.

Nasıl yeşillenir başka

Gönül dallanır sanırsın.

 

Altınların gümüşlerin,

Hiç bitmez dünya işlerin.

Fukaraya gülüşlerin

O’na ballanır sanırsın.

 

Girmedin kaldın eşikte,

İşin olmaz ki düşükte.

İsa bebekken beşikte,

Nasıl dillenir sanırsın.

 

Gönül toprağına cemre,

Düşmezse yazık o ömre

Mevlana ve Yunus Emre,

Nasıl hallenir sanırsın.

 

Abdestini, gusulünü

Bilmezsin hiç usulünü

Sevsen Allah Resulü’nü

Özündekini tanırsın.

 

Halim KÖK

22.08.2007

« Önceki :: Sonraki »